Katılımcı Girişi

Buradasınız

Anasayfa

Zindan

 

Yaprak
 
ey kökleri birbirine sarılı kutsal ağaç
göster bana nasıl bir başına varolur insan
tümden yalnızdır ve çıkamaz yüreği göğüs kafesinden
bir dal bulamaz kimsede tutunabileceği
akar gider eli bir hayalin içinden
 
göster bana kendi dışındaki herşeyi çıkardığında kendisi de kalma­yan özgür denilen insanın
kendi bedenini budasa bile yine de kurtulamaz olduğunu diğerlerinden
ey dibi ağzına çıkan derin kuyu ki senin anahtarın bendedir
 
anlat bana nasıl daha derinine düştükçe daha da yükseliyorsam
gökyüzünde de
nasıl saklar benden yüreğini ve
nasıl anlatamam ben
kendini kendine mahkum eden o kızın
kendini sımsık saran kolları arasına sıkıştığını
kanadımın
nasıl feryat eder durur da
bir kez bile dinlemez sözlerimi
vahşi bir kedi gibi parçalar yüreğimi
her ruhuna dokunduğumda
sevgiye rehber ettiğim ellerimle
 
senin çeperlerine çarpar ellerim paramparça olur taşlarına sıvanır
kanım ben düştükçe dokunamam içime çakılı çiviyi çıkartamam ya
da bir parçam yapamam onu zehirıer durur kanımı
 
arılat barıa
görmek ama dokunamak
bilmek ama yapamamak
anlamak ama anlatamamak mıdır benim kaderim
 
sadece sözlerim mi var herkes sağır olmak isterken
 
sen ey sonu olmayan ve hiç başlamamış zaman
yolundan geri dönmezsin ancak kıvrıla kıvrıla akarsın sonsuza
 
bir anahtar istiyorum senden
beni bindiğim durakta indir
aklımın aynasında bi-daha kırıldığında
zindanım bir anahtar daha yapacağım
her zindanın kapısını açacak 
bir dosta vermek için
unuttuğunda kapılarını kendisinin tuttuğunu
 
ki hala bilgelik sanıyor hapsolmayı ve yakınarak öylece beklemeyi
 
cesareti kalmadı onun elime uzanmaya
hediyesini bırakıp gideceğim yoluma
daha da düşeceğim kuyuma
 
anlat bana
beyaza soldurduğun her renk kirlenirken de bir yandan
sevgimin rengi acımdan mıdır
hala bembeyaz
neden bitmez
geri dönülmezliğin yokluğuna düşmez
 
sen ey o küçük nokta
tüm evrenden ibaret hiçlik
sen gerçeklik
 
bendeki parçan
tüm varlığıma bir sarmaşık gibi dolanan
onu gösterdiğimde anlamsızca bakıyorlar gözlerime
 
içime koyduğun o duygu
nesnesinin onu inkar ettiği
yerden yere vurduğu tükürüp üstüne bastığı
neden ama ölümsüzlüğünden midir daha da kızgınlaşır
 
sakın alma onu benden
acısının ucu sana değinir
hissederim kı bir parçanım senin
 
 
Sen zindanın sonundaki o uçurum
kaçakları özgürlüklerine atan
cesareti olmayanları tekrar mahkum eden
delilik ve yalnızlıkla korkutan intiharlar fısıldayan
 
beni aramaya çıktığında
o da gelecek senin kenarına
alnında ve kalbinde adım olacak
ve gördüğün en güçlü kanatlardan olacak onun kanatları
adımı ver ona ve bulutların arasından zor seçilen güneşi göster
çok uzaklardaysam da o bulacaktır izini
hayat ağacından döktüğüm yapraklardan